|
|

Herkes aynı sahilde kümelenirken, denize karşı çölün sevgisini öneriyorum…Bir şarlatanın sevgisine, bir abdalın kederli sevgisini.Ölüme karşı yaşamın, geçmişe karşı geleceğin sevgisini.Tutulmayan ellerin, bakılmayan gözlerin, bulutların, suların, yosunların sevgisini…Kuşların; evet, bütün kuşların sevgisini.Bir nehirken, bir deniz olmak düşü için düşlerin sevgisini…Düşlerin sevgisini!
Elitis, “En yorgun nehir bile/Dolanıp ulaşır denize,” diyor; örselenmelerin, coşkuların büyük depremlerinin ummanında yorgun nehirler gibi -hep bir deniz düşüyle- akıyor ve yaşıyoruz bizler de… Akıp varacağımız yer ise düşteki denize rağmen meçhul bir soru imi günlerin terli göğsünde…
Çünkü bir sonraki günün sabahına kimin, nasıl uyanacağı belirsiz bir toplumsal güvensizlik ülkesi Türkiye. Birey olarak duruşunuzdaki vakur tercihler için ansızın bedeller konulabilir önünüze…Tabii “kral” değilseniz, soytarıyı oynamayı da reddediyorsanız, bu bedellerle çok sık karşılaşırsınız; fakat üzülmeyin, zamanla alışırsınız…
Bütün kederlere, yıkımlara rağmen insan, her zaman Dünyaya geldiğine minnettar; aşka, ekmeğe, gökyüzüne minnettar.Modern dünyanın insanlığa kazandırdığı sosyal refahın yanı başında yaşattığı kuşatma ve örselenmelere rağmen yaşıyor olmak,insan için hiçbir gerekçeyi pişmanlığa dönüştürmeyecek kadar güçlü bir duygu.
Bu duygunun, duyarlığın civarında ise kral ve soytarı oyunu, insanlık tarihinin büyük oranından bugüne, evrile evrile, ama öz değil, sadece biçim değiştirmiş ve sürüyor… Daha gündüzler boyu ışıkta, yarı aydınlıkta ve zifiri karanlıkta bile inanlığınküçümsenemeyecek bir oranının bu oyunu sürdürdüğünü görüyoruz.
Mevcut normlara göre barbar değilseniz, kralı oynayamazsınız; soytarıyı oynamayı seçtiğinizde ise asla kendiniz olamazsınız… Kralı oynamak, verili bütün toplumsal yasalarla koşulsuz uzlaşmayı öngördüğünden, hiç de albenili değil; duygularından ruhuna, ilişkilerinden değerlerine dek ne çok şeyi aldıktan sonra, verdiği rezil karşılıkla bir süre hükümran olunur belki, ama “insan” olunur mu ki?
Koca İstiyorum Gel Al Beni :) - Ben Değil Ablam İstiyor.Rss den Okuyanlar Yanlış Anlamasın
![]()

Tema bu gerçeği yıllar önce anlamış ve teşkilatlanmıştır ancak halen biz ormanları yok edip villa lar yapıyoruz yok maden arıyoruz eğer gerçekten önemli ise tamam belli bir alan tahrip edilir ancak yerine en az 3 katı fidan dikilmelidir.Çünki bir yetişkin ağacın atmosfere sağladığı oksijen 4 m³ ise bir yeni fidanın 1 m³ tür yani bir fidanla yok edilen bir yetişkin ağaç aynı değildir.Artık insanlarımızın bilinçlenmesi gerekmetedir.
Kullanım Koşulları ve Gizlilik Politikası.

















